Nefes, yalnızca yaşamak için yaptığımız fiziksel bir eylem değildir; aynı zamanda en derin ifade biçimimizdir. Duygularımız değiştikçe nefesimiz değişir. Korktuğumuzda daralır, rahatladığımızda yumuşar, sevindiğimizde genişler. Sesimiz de nefesin taşıdığı yerden doğar; bu yüzden ifade kanalımız olan ses, nefesimizin kalitesiyle şekillenir.

Dikkatimizi ve odağımızı nefesle toplarız. Nefes değiştiğinde düşünce akışımız da değişmeye başlar. Düşünceler değiştikçe davranışlarımız, davranışlarımız değiştikçe alışkanlıklarımız dönüşür. Böylece nefes, hayatımızda sandığımızdan çok daha büyük bir etki alanı yaratır.

Bilinçli nefes aldıkça dış dünyanın bize yapıştırdığı etiketlerin ötesine geçeriz. Zihnin gürültüsünden uzaklaşıp iç sesimizi daha net duymaya başlarız. Otantik kimliğimizle, özümüzle ve iç ritmimizle bağımız derinleşir.

Bazen değişimin ilk adımı büyük bir karar değil, sadece tek bir fark edilmiş nefestir.